Her şeyden önce Tasavvufî hayatın tanımını yapacak olursak deriz ki bildiğimiz kadarı ile sûfilerde olduğu gibi Peygamberimiz Aleyhi’s-Salâtu ve’s-Selâm’ın Sünnetini en ince ayrıntısına varıncaya kadar yaşamaya gayret eden bir anlayışın ve bu hareketin adı olup bunun failine denir. Bunu felsefi düşünce ya da yabancı bir düşünce olarak algilamak çok garip bir yanlışlıktır. Bunu nefsine ağır gelmesi sebebi ile iddia ediyorlar diyebiliyoruz, öncelikle şuradan başlayayım: Bizim hadisler arasında Cibril Hadîsi dediği’ miz bir hadîS’i şerif var. Bize bu hadîs’i şerifi Hz. Ömer naklediyor: Diyor ki (mealen); Bir gün Resûlullah Aleyhi’s-Salâtu ve’s-Selâm ile bir grup sahabe oturup sohbet ediyor’ ken yanımıza birden bir yabancı geliverdi. Bu yabancıyı hiç birimiz tanımıyorduk. Uzaktan geldiği belli ama üzerinde yolculuktan yana hiç bir iz, eser yok. Yolcu olan kişi üzerinde bir yorgunluk, o günkü şartlarla toz toprak vs. olur. Yorgun olur, aç olur. Ama onun üzerinde en ufak böyle bir iz yok. Elbisesi tertemiz, bir yabancı, uzaktan gelmiş, hiç birimiz tanımıyoruz. Üzerinde yolculuğa dair bir alamet yok. Peygamberimiz Aleyhi’s-Salâtu ve’s-Selâm’a dizleri değecek şekilde diz dize oturdu. Ellerini dizlerinin üzerine koydu Resullah Aleyhi’s Salatu ve’s Selam’a sorular sormaya başladı

5 tane soru sordu. Birisi “İman nedir?” Peygamberimiz Aleyhi’s-Salâtu ve’s-Selâm bizim “İmanın şartları 6’dır” diyoruz ya, onları sayarak. “İman budur”, diyor, cevabı aldıktan sonra o yabancı “Sadakte”, yani “doğru söyledin diyor. Hz. Ömer: “Biz hayret ettik”, diyor. Aslında Resûlullah Aleyhi’s-Salâtu ve’s-Selâm’a edeben soru sorulmaz. O soru soracak olursa da ” Allahu ve Resûluhu a’lem yani “Allah ve Resûlu daha iyi bilir deriz” edeben. bu ya- s bancı hem soru soruyor hem de sonunda tasdik ediyor. Biz hayret ettik.

2. Soru “İslam nedir?” Bizim İslamın 5 şartı olarak saydığımız şeyleri sayarak Resûlullah SAllahu Aleyhi ve Selem “İslam budur”, diye cevap veriyor. O yabancı  sadakte” diyor, yani “doğru söyledin” diyor. Biz yine hayret ettik. Resûlullah Aleyhi’s-Salâtu ve’s-Selâm hiç istifini bozmadan cevap vermeye devam ediyor.

Ondan sonra 3. soru “İhsan nedir?” Resûlullah Aleyhi s-Salâtu ve’s-Selâm İhsam şöyle tarif ediyor. “Senin, Allah’ı görüyormuş gibi ona etmendir. Her ne kadar sen onu görmüyorsan da o seni görüyor” Yani ihsan, insanın her nerede olursa olsun Allah’ın kendisini gördügünü bilerek, Allah’ın kendisini gördüğü şuurunda olarak hal i hareketini ona göre düzenlemesidir” anlamında bir cevap

4. Soru ”Ya Rasulallah kıyamet ne zaman kopacaktır?” Resûlullah Aleyhi s-Salâtu ve’s-Selâm buna bilmediği şeklinde cevap veriyor Yani “soru sorulan kişi, soruyu sorandan daha iyi bilmez,” diye cevabını veriyor.

5. Soru “öyle ise Ya RasulAllah kıyametin alametleri nedir?” Resûlullah Aleyhi’s-Salâtu ve’s-Selâm 2-3 tane alamet söylüyor. Ve alametleri işte budur, diyor. Ondan sonra o yabancı birden kayboluveriyor. Hz. Ömer diyor ki, gözden kayboluverdi. Bir süre sonra Resûlullah Aleyhis-Salâtu ve’s-Selâm benim hayretimi görmüş olmalı ki, sordu. “Bu gelen kimdi biliyor musunuz?” Biz , “Allahu ve Resûluhu alem”, yani “Allah ve Resülü daha iyi bilir”, dedik. Cevabı Peygamberimiz Aleyhi’s-Salâtu ve’s-Selâm kendisi veriyor. “Bu Cebrail idi. Size dininizi öğretmek için gelmişti” Onun için bu rivayete, Cibril yani -Cebrail Hadisi- denilmektedir. İşte bu hadis İslâmî hükümlerin bize tasnifini veriyor. Bu beş sorudan ilk üçü dünyada bizim yapacağımız şeylerle ilgilidir. Son ikisi de Ahiret ile ilgilidir.

Bundan ayrıca biz şunu anlıyoruz: İlk üçünü hakkıyla yerine getirenler, Ahirete hazırdırlar ve ölümü hoş geldin, safa geldin diye karşılayabilirler. Artık bu üçünü yerine getirenler dünyadaki işlerini tamamlamıştır, demektir. Ahiretlik bir olmuştur yani. Bunların ilk üçü ne öyleyse? İman, İslam ve İhsan… Biz de gerçekten İslami hükümleri buna göre tasnif ederiz. 3 gruba ayrılır, deriz. Birisi imani hükümler yani inanca dair itikadi hükümler, 2. Amel! hükümler, ne yapacağımıza ya da ne yapmayacağımıza dair hükümler. Mesela meleklere iman etmek ya da ahirete iman etmek 1. gruptandır. Namaz kılmak, abdest almak 2. gruptandır. Yani l.’sinde neye inanman gerekir, neyi inkâr etmen gerekir. 2.’sinde de neyi yapman gerekir, nelerden uzak durman gerekir. Yani inançla birlikte bedenen yapacağımız şeyler, 3,’sü ise iç dünyanın terbiyesi ile ilgilidir ki nefis terbiyesi ya da nefis tezkiyesi dediğimiz şeydir

Yazar: Prof. Dr. Orhan Çeker / Kitabından Alıntıdır.

 

 

İnsanı Aşan Düşünceler
Şükür Hal İle Olur

admin

Görüş, Öneri, İstek ve Şikayetleriniz için, neptunlu.net@gmail.com

GERİ BİLDİRİM

*