Kategori:samimiyet

Sanırım 21 yüzyılın en masum görünümüne sahip ama en acı verici problemi; sahte samimiyet. Aslında “samimiyet” özü itibariyle sevilesi ve hatta kucaklanıp bağra basılası bir kavramdır. Oysa günümüzde insanoğlunu kocaman bir karanlığa iten, sosyal bir varlık olarak yaratılmasına rağmen kuru bir yalnızlığa mahkûm eden şifa görünümlü zehir. Birçoğumuzun tanımlayamadığı bu güç durum, öyle sinsice yayılmış ki hayatımıza normalleşme sürecini bile kazanmış. Kendi ellerimizle bu sahte kelimenin yüzüne ‘sosyallik’ maskesini takmış ve ete kemiğe büründürerek aramızda salınmasına izin vermişiz. Öyle ki…

Lüle taşından gerdanlığa gücüm yetmemiş, Sana Sapanca’dan bir sepet elma almışım..”       Samimiyetin ve sadeliğin taçlandığı dizelere merhaba.. Valla güzel demiş şair. Sağı solu, her biryanı içtenlik kokan bu sözler, her duyulduğunda biraz buruk ama umut dolu bir tebessüm oluşturuyo insanın yüzünde.. Bizi en çok yine biz mi üzüyoruz bilmiyorum.. Baksana mutluluğun formülünü bulmuşlar; klişelikten kurtul, sevgini bile özgün yaşa! Zaten böylesi hem daha samimi hem de daha özgürlük dolu. Dizilerin, filmlerin, hatta reklamların kısaca TV’nin özgürlük adı…