Allah cc zamanın içinde bazı vakitlere, yerler arasında da bazı mekânlara önem vermiş, ecrini ve kutsallığını inananlara kitabı ve Rasûlü aracıyla söylemiştir. Gün içinde seher vaktine, hafta içinde cuma gününe, yıl içinde ramazan ayına ve daha başka burada sayamayacağımız gün ve ayların önemine işaret etmiştir. Mekânlar içinde ise ayet hadislere baktığımızda üç mekân öne çıkmaktadır. Bunlar Kâbe, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa dır.

 
Tarihi seyir içinde bu mekânlar farklı olaylara konu olmuş hem insanlığın hem de dünyanın seyrini değiştirmiştir. Allaha inansın veya inanmasın, hangi dine mensup olursa olsun fark etmeksizin insanlığın kaderi bu üç mekânda kesişmektedir.
 
Dinimizde ise bu üç mekân hem önemi açısından hem de ibadet açısından çok ayrı bir yere sahiptir.
 
Bu mekânlardan ilki olan Kâbe’dir. Dünya hayatının başlangıcından beri var olagelen insanlığın ilk mabedidir. , ilk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem (a.s.)’den, son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.s)’e kadar birçok peygamberin hatıralarını taşır.
 
Mekke her dönemde inananların ve insanlığın dirilişine vesile olmuş, en zor zamanlar da bile insanlık yeniden neşvünema bulmuştur. Vahdetin ve imanın başkentidir Mekke. Bu gerçeği Kuranı Kerimde Allah cc şöyle ifade ediyor.
 
Hani İbrahim demişti ki: “Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut. İBRÂHÎM Suresi 35. ayet meali
 
Başka bir ayeti kerimde ise Allah cc şöyle buyuruyor.
 
De ki: “Bana ancak, bu beldenin (Mekke’nin); onu mukaddes kılan ve her şey kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, Müslümanlardan olmam ve Kur’an’ı okumam emredildi.” Artık kim doğru yola girerse yalnız kendisi için girer. Kim de doğru yoldan saparsa, de ki: “Ben ancak uyarıcılardanım. NEML Suresi 91-92. ayet meali
 
Ayeti kerimeden de açıkça anlaşıldığı üzere kul olmanın teslim olmanın şehridir Mekke. İnanları her sene hac zamanı kulluk şölenine davet eden, kulluğu, kul olmayı her bir zerremizde hissettiğimiz şehirdir Mekke. Peygamber efendimiz sav Mekke’de inen ayetlerin tamamı vahdete tek olan Allah’a çağırmıştır. Fahri kâinat iki cihan serveri Hz. Muhammed Mustafa sav dünyaya gözünü Mekke de açmış bu mukaddes belde son peygamberin gelmesiyle şerefine şeref katmıştır. Peygamber efendimize sav Mekke’den sonra hem kapısını hem de bağrını açan diğer şehir ise ’dir.
 
Medine Peygamber efendimizin sav en zor dönemin de kâfirlerin baskısının arttığı bir zamanda kapılarını açmış. Müslümanlara abı hayat olmuştur. Mekke’de gönüllere atılan iman tohumu Medine de filizlenip ağaç olmuştur.
 
Resulullah (sav) Medine için şöyle dua etmiştir.
“Allah’ım! Mekke’ye verdiğin bereketi iki katıyla Medine’ye de ver.”
Kaynak: Buhari, Büyu, 53, Kefaret 5, İ’tisam 16; Müslim, Hacc 465, (1368); Muvatta, Cami’ 1, (2, 884, 885)
Bir başka hadisi şerifte ise Resulullah (sav) buyurdular ki:
Evimle minberim arası cennet bahçelerinden bir bahçedir. Minberim havuzumun üzerindedir.
Kaynak: Buhari, Fazlu’s-Salat 5, Fezailu’l-Medine 11, Rikak 53, İ’tisam 16; Müslim, Hacc 502 (1392); Muvatta
 
Bu iki hadis Şerif gösteriyor ki peygamber efendimiz sav en zor zamanında kapıları açan Medine şehrine özel teveccühleri vardır. Hiç şüphesiz peygamber efendimiz sav Medine’ye özel teveccühlerinin arkasında birçok sebep vardır. Mekke imanın başkenti ise Medine de ihsanın başkentidir. İslam devletinin temelleri Medine de atılmış, dünyaya İslam’ın nuru Medine’den yayılmıştır.
 
Günümüz de Medine’nin inananlar için hala önemli olmasının birçok sebebi var, bunlardan en önemlisi peygamber efendimiz Medine’nin bağrında yatmaktadır, kabri buradadır. Mescid-i nebevi burada olup peygamber efendimizin cennet bahçesi diye tabir ettiği alan bu mescidin içindedir.
 
Müslümanlar için önemli olan bir mescid daha var ki gönüller de kanayan bir yaradır. O da şehrinin sınırları içinde bulunan Mescid-i Aksa dır. İslâm’ın ilk kıblesidir. Müslümanlar, hicretin on altıncı ayına kadar Mescid-i Aksâ’ya dönerek namaz kılmışlardır. Diğer taraftan “İsrâ hâdisesi”nin bitiş noktası ve Mîrâc’ın başlangıç noktası da Mescid-i Aksâ olmuştur.
 
Mescid-i Aksa, Kudüs’ün doğusundaki Eski Şehir bölgesinde yer alır. Mescid-i Aksa adlandırması, surlarla çevrili eski şehrin güney doğu köşesinin en uzak noktasına kadar uzanan, surla çevrili bölge içerisindeki alanın tamamı için kullanılır. Bu alanın yüzölçümü yaklaşık 144 dönüm olup, Kubbet-üs-Sahra, Kıble Mescidi ve sayısı 200’e ulaşan birçok esere sahiplik eder.
 
Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bir hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurmuşlardır:
“(Ziyâret maksadıyla) ancak üç mescide seyahat edilebilir: Mescid-i Harâm, benim şu mescidim ve Mescid-i Aksâ.” (Buhârî, Fedâilü’s-Salât, 6; Müslim, Hacc, 288/827)
Diğer bir hadîs-i şerîfte de şöyle buyrulmaktadır:
“Hazret-i Süleymân, Beytü’l-Makdis’i binâ ettiği zaman, Allâh’tan kendisine üç imtiyaz vermesini istedi:
–İlâhî hükme muvâfık düşecek hüküm (verme melekesi) taleb etti; bu O’na verildi.
–Kendisinden sonra kimseye verilmeyecek bir saltanat taleb etti; bu da O’na verildi.
–Mescidin inşaatını bitirdikten sonra, bu mescide sırf namaz kılmak için gelenlerin, oradan çıkarken, annelerinden doğdukları gündeki gibi bütün günahları affedilmiş olarak çıkmalarını istedi; bu duâsı da kabûl edildi.” (Nesâî, Mesâcid, 6; İbn-i Mâce, İkâmetü’s-Salât, 196/1408)
Mescid-i aksa yeryüzündeki ikinci mesciddir. Zira Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de Ebû Zer -radıyallâhu anh-’ın bir suâline cevap olarak yeryüzünde ilk inşâ edilen mescidin “Mescid-i Harâm”, ikinci inşâ edilenin ise “Mescid-i Aksâ” olduğunu beyan buyurmuştur. (Bkz. Buhârî, Enbiyâ, 10.)
 
Mescid-i Aksâ’nın ve etrâfının mübârek olması ise şöyle îzâh edilmiştir:
 
Dîn ve dünyâ bereketiyle bereketlendirilmiştir.
  • Tarihte Pek çok peygamber orada yaşamış orada vefat etmiş oraya defnedilmiştir. Bu sebeple de vahyin iniş mekânı olmuş­tur.
  • İsrâ hâdisesi sebebiyle de ayrıca bereketli kılınmıştır.
  • Bu yolculukta Cenâb-ı Hak, kulu ve Rasûlü Muhammed Mustafâ -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e manevi pek çok ikramlarda bulunmuştur.
 
Ayrıca bu yolculukta Allâh Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, o gece Mescid-i Aksâ’da bütün peygam­berlere imâm olup namaz kıldırdırmıştır. (İbn-i Sa’d, I, 214.)
 
aynı zamanda Yüce Allah’ın yeryüzündeki ilâhi âyetlerinden bir âyettir. Yukarıda verdiğimiz Mirac olayıyla ilgili ayette, Resulullah (a.s.m)’ın Mescidi Aksa’ya getirilmesiyle bağlantılı olarak: “Kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için…” denmesi buna delalet eder. Allah dileseydi Resulullah (a.s.m)’ı Mescidi Haram’dan da Mirac’a yükseltebilirdi. Ancak kendisine birtakım ilâhi âyetlerin gösterilmesi amacıyla önce Mescidi Aksa’ya getirilmiş ve oradan Miraca yükseltilmiştir. Demek ki, burası da Allah’ın yeryüzündeki ilâhi âyetlerinden bir âyettir. Dolayısıyla buraya asıl sahip çıkmaları gerekenler Müslümanlardır.
 
Kudüs Yahudilerin değil, Hz. Âdem’den bu yana gelen tevhidin temsilcisi peygamberlerin mirasıdır. Bu miras nesilden nesile Allah’a itaat eden salih kullara devredilmiş ve onlar buna sahip çıkmıştır. Yüreğinde iman bulunan, Allah ve Rasûlünün sevgisi olan herkes bu emanetin bekçisidir.
 
Şair Mehmet Akif İnan ne güzel ifade etmiş
Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde
Götür Müslüman’a selam diyordu.
Dayanamıyorum bu ayrılığa
Kucaklasın beni İslâm diyordu.
YAZAR: AHMET BAĞSIZ
GENÇLİKTE İBADETİN ÖNEMİ
Teknoloji gelişti, Peki ya Biz ?

admin

Görüş, Öneri, İstek ve Şikayetleriniz için, neptunlu.net@gmail.com

GERİ BİLDİRİM

*