Dünyanın çeşitli yerlerinde dinimsi öğretilerde veya tahrif olmuş dinlerde temel bir düşünce vardır. İnsan iyilikle kötülüğün savaşı içindedir. Bu kısmen doğrudur, kısmen diyorum çünkü bu İslamda da vardır. Kısmen demem deki sebep ise ayrıldığı noktalar vardır. Buna girmeye gerek yok. Bunları söylememizden maksat evrensel bir geçerliliği olduğu Allah’ın verdiği akıl nimetiyle insanlar bazı doğruları bulabilir bu itikat kitaplarımızda geçer.

İnsanın içinde ruh ve nefis vardır.  Akıl ruha, zeka ise nefse hizmet eder. Bu sistemde Şeytan nefse vesvese verir, melekler ise ruha ilham eder. İnsan hayatı boyu bu ikisi arsında gider gelir. Bazen nefis galip gelir bazen ruh. Nefis galip gelince konuşması nefsani, bakması nefsani, düşünmesi nefsani olur. Ruh galip gelince bu saydıklarımız  rahmani olur. Bir Hadis-i Kudsi’de Allah Teâlâ (cc)şöyle buyuruyor:

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

“Allah Teâla Hazretleri şöyle ferman buyurdu:

“Kim benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım (aynî veya kifaye) şeyleri  eda etmesidir. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşmaya devam eder, sonunda sevgime erer. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı (aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum. Benden bir şey isteyince onu veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum (Buhârî, Rikak 38.)

Tasavvuf Hadis-i Kudsi’de belirtilen insan olmak için var. Nefsi terbiye etme ruhu hakim kılma sanatıdır.

İnsan içindeki savaş mücadelesi içinde bazen olur malını infak eder, bazen olur bir lira vermez. Bazen kuran okurken veya okunurken gönlü yumuşar bazen olur dinlemek yada okumak boğar veya sohbette gönlü hüzünlenir gözünden yaş akar çıkınca günaha kaldıgı yerden devam eder. Peygamber efendimiz (s.a.v) bir duasında Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım, kalbimi dininin üzerinde sabit kıl.” (Tirmizî;) Başka bir duada ise  “Allahım beni göz açıp kapayıncaya kadar bile nefsimle başbaşa bırakma” (İbn-i Hanbel) demiştir. Bu, bu  kadar önemli bir mevzudur geçiştirilmez geçiştirilemez ve dikkate alınmalıdır.

Bu İç mücadeleden dolayı her insanın ilmine güvenilmez. Sözü dinlenmez. Nasihati dikkate alınmaz neden mi ? onuda söyleyelim Bir Hadisi Şerif de

Ebû Saîd Sa’d b. Mâlik b. Sinân el-Hudrî Radiya’llâhu Anh’den rivâyet edildiğine göre

Peygamber Aleyhiselam Şöyle buyurmuştur :

Sizden evvelkiler içinde bir adam vardı. 99 kişi öldürmüştü. Sonra, dünyânın en büyük âlimi kimdir? Diye soruşturdu. Ona bir râhib gösterildi bunun üzerine  Râhibin yanına gitti;

-99 adamı öldürdüm, tevbe etsem olurmu diye sordu ?

-Râhib kabul olmaz, dedi. Bunun üzerine o adam rahibi’de öldürdü; onunlaa yüzü (1oo) doldurdu.

Sonra yeryüzü halkının en büyük âlimini sorup araştırdı ona alim bir kimseyi tavsiye ettiler

-Âlime sordu 1oo adam öldürdüm, tevbe etsem kabul olurmu ?

-Alim: Evet, seninle tevbe arasında kim hâil olabilir, filân yere git, Allâh’a ibadet ile meşgul insanlar vardır onlarla beraber Allâh’a ibadet et, Memleketine dönme; zîrâ orası fenâ bir yerdir, dedi.  Bunun üzerine adam yola çıktı yarı yola vardığında öldü…. (Buhârî )

Bu Hadisin bir kısmı, devamını merak edenler araştırabilir. Burada bizim dikkat etmemiz gereken nokta adam birine soruyor aldığı cevap karışında adamı öldürüyor, hadisin devamında başka birine soruyor ve o alimden irfan kokan bir cevap alıyor bu adam ilk kişiden sonra arayışı bırakıp öldürmeye devam edebilirdi zaten ıslah olmam af olunmam deyip fena hallere devam edebilirdi bu örnekler uzar gider. bundan dolayı neyi kime soracağımızı bilmeliyiz.

Yahyalı Hacı Hasan Efendi diye Mübarek bir zat var. Yanına gelen birine, Allah de diyor. O kişide Allah deyince. Ustad Evladım senin Allah demenle armut demen arasında bir fak yok deyip, Bir Allah diyor yürek titriyor. Birinde nefis hakim diğerinde ruh. Nefis hakim olunca Allah demesi bile tesir etmez kişiye.

Tasavvuf bundan var, Allah’ın veli kulları da işte tamda bu yüzden var. Onlar ruhunu galip getirmiş gönlü Rahmana açmış insanlar. Allah Teala (cc) Bir ayeti kerimede şöyle demiştir.

Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!» 15/Hicr-29

İnsan ruhunu hakim kılınca Rahmani kapılar açılır ve o gönle rahmet yağar feyz yağar. bunda dolayı O kişilerin ağızlarından çıkan söze itimat edilir, verdiği nasihat dinlenir, ilmine güvenilir. İmam Gazzâlî meşhur eseri İhyâ’da, ilham ile meydana gelen ilmin sebebi, mahalli ve ilim olması bakımından vahiy ile hiç bir farkı olmadığını, aralarındaki tek farkın vahiyde ilmi getiren meleğin görülmesi oldu­ğunu belirtir. Gazzâlî, İhya, III, 25. demiştir. Bu ruhu galip getirmenin insan-ı kamil olmanın sonucudur.

Demek ki neyi kimden duyduğumuza, kime neyi soracağımıza dikkat edeceğiz. Ahiretimizi kurtarmak istiyorsak kitap yüklü merkeplerin arkasından gitmeyelim. Son nefesimiz eyvah olmasın.

Hidayeti veren Allahtır en doğrusunu “O” bilir..

Yazar: Neptünlü

Fakirlik hali
Sevmek lazım

admin

Görüş, Öneri, İstek ve Şikayetleriniz için, neptunlu.net@gmail.com

GERİ BİLDİRİM

*