Yazar:admin

Tabiinin zahidlerinden Âmir bin Abdikays’tan rivayet edilmiştir. Bir adam kendisine, “Benimle konuşur musun?” diye sorar. 0 da ona şöyle cevap verir: “Güneşi yerinde tut, seninle konuşayım.” Yani demek istiyor ki güneşi benim için biraz yerinde durdur, dönmesini engelle; ben de seninle konuşayım. Çünkü zaman hızlı bir şekilde geçip gidiyor, geçip gittikten sonra ise bir daha geri dönmez. Gidişine çok pişmanlık duyulsa bile yerine bir şey koymak veya yeniden elde etmek mümkün değildir. Aynca her vaktin içinde yapılabilecek bir amel vardır…

Ne demek ki şimdi bu? Unutulmuş bir dizinin hatırda kalan repliği mi? Yoksa varlığımla aramda kuramadığım dengemin bu cümlede son buluşu mu? Ne olmuş olabilir ki bize soluğu yokluğun kapısında aldıran? Varlık denen şey, her canlının yegâne amacı olan vücudu ayakta tutmaksa topyekun sevinebiliriz. Keza nefes alıp vermekle hepimiz bunu ispat etmiş bulunuyoruz. Hem bu daha ne ki? Var olmak adına bizler; şehirler değiştiriyor, uzun uzadıya yollar gidiyor, caddeler ve sokaklar eskitiyoruz. Vitrin camlarında ani bir şekilde kendimizi buluyor ve…

İnsanların zaman zaman sıkıntılarından sorunlarından dolayı şikayetlenmelerine şahit oluyoruz. Burada dikkat çekmek istediğimiz husus bu durumdaki çoğu insanın dili ile şükür edip azaları ile şükürsüzlük etmesidir. Dil ile Şükür etmek yeterli midir ? Musibetler karşısında şükür sadece dil ile olmaz hal ile sabır ile olur. Ayeti kerimede bu durum acıkça ifade edilmiştir. Muhakkak ki biz sizi korkuyla, açlıkla ve mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. O sabredenleri müjdele! Onlar ki, başlarına bir musibet geldiği zaman: “Biz Allah’a aidiz ve…

Her şeyden önce Tasavvufî hayatın tanımını yapacak olursak deriz ki bildiğimiz kadarı ile sûfilerde olduğu gibi Peygamberimiz Aleyhi’s-Salâtu ve’s-Selâm’ın Sünnetini en ince ayrıntısına varıncaya kadar yaşamaya gayret eden bir anlayışın ve bu hareketin adı olup bunun failine denir. Bunu felsefi düşünce ya da yabancı bir düşünce olarak algilamak çok garip bir yanlışlıktır. Bunu nefsine ağır gelmesi sebebi ile iddia ediyorlar diyebiliyoruz, öncelikle şuradan başlayayım: Bizim hadisler arasında Cibril Hadîsi dediği’ miz bir hadîS’i şerif var. Bize bu hadîs’i şerifi Hz…

İnsanoğlu çevresini kendi anladığı anlamlandırdığı şekilde görür düşünür  çevremiz bizim idrak düzeyimize göre şekillenir. bir doktorun insana bakışında almış olduğu eğitim onu etkiler veya bir psikologun insana bakışı doktorun kinden farklı olabilir. bunlar mevzu için basit örnekler olsa da olayı somutlaştırma da faydalı olacaktır. İnsanlar gözünün gördüğüne akli bir tanımlama yapar. bu tanımlama aldığı eğitime çevresine yaşadığı çağa ortama göre değişen bir sürü etken barındırır kısaca insanı etkileyen bir çok içsel ve dışsal etken var. Şimdi gelelim asıl sorumuza insanın…

İslam dinine tarih boyu birçok saldırı olmuştur. Bunların şekli ve yöntemi zamana döneme göre değişiklik göstermiştir. Ulema Allahın izni ile hepsini bertaraf etmiştir. Günümüzün hastalığı ise Kuran Müslümanlığı adı altında sünnet düşmanlığıdır. Bu meseleye dair bir çok alim cevap vermiş ve bu düşünceye sahip Müslümanların sakat bir bakış açısı bizce de sabit olmakla birlikte bu yazımızda mesele üzerine uzun uzun tespitler yapıp olayı her yönüyle incelemeye çalışmayacağız. Bir örnek üzerinden olaya farklı bir bakış açısı kazandırmaktır niyetimiz. Çoğumuz peygamber efendimizin…

1 2 3 4